Pekmezde Neler Yapılır? Bir Kayseri Günü
Havada sabahın ilk ışıkları henüz belli olmamışken, Kayseri’nin sokakları sessizdi. Her şey hala uykuda, yalnızca kuşların sabah ezanı öncesi tiz çığlıkları duyuluyordu. Ama benim içinde olduğum dünya başka bir yere aitti. Duygularım sanki bir şarkı gibi yankılanıyordu, her notada bir başka anlam. Evet, yine bir günlük yazmaya başlamıştım. Aslında her şey pekmezle ilgili başlamıştı.
Kayseri’de Sabah
Kayseri’deki evimizin mutfağında sabahın kör karanlığında annemin beni uyandırmaya çalıştığını duyduğumda, gözlerim henüz hayata yeni yeni alışıyordu. Kafamda karanlık düşünceler vardı; dün geceyi nasıl hatırlayacağımı, ne kadar yalnız hissettiğimi, biraz da içine battığım hayal kırıklığımı düşündüm. Ama annem, her zamanki gibi o sabah ritueline başlamıştı. Koca kazanı ocağa yerleştiriyor, pekmez kaynatmak için her şeyi hazır hale getiriyordu.
İşte annem, her sabah, her mevsim, her durumda hep aynı. Hangi mevsim olduğu fark etmez; mutfakta pekmez kaynatmak onun için bir terapi gibiydi. Çocukken, annemle pekmez kaynatmanın bana ne kadar özel geldiğini hatırlıyorum. İçimdeki huzuru bulduğum tek anlar belki de o zamanlardı. Çünkü annemle o kazan başında olmak, bana dünyayı unutma fırsatı veriyordu. Pekmezle geçirdiğimiz zamanlar, hayatın karmaşasından sıyrıldığım anlar oldu hep.
Pekmez Kaynatmak: Bir Ritüel
Pekmez kaynatmak, sadece bir mutfak işlemi olmaktan çok daha fazlasıdır. Annemle bu işin içine girdiğimizde, kararmış, yoğunlaşan o pekmezin akışını izlemek, sanki zamanın yavaşladığını hissetmeme neden olurdu. Kayseri’nin geleneksel pekmezi, üzümün ezilmesiyle başlar ve o karamelize olmuş, altın rengindeki kıvamı tutturana kadar ne kadar sabırlı olmanız gerektiğini hatırlatır. Bizim evde sabır kelimesi, annemin ellerinde hayat bulurdu.
Kazan kaynamaya başladı, tüten buharı odanın her köşesine yayıldı. Annem, o sıradan ama bir o kadar olağanüstü işlemi yaparken, gözlerindeki yorgunluğu ve aynı zamanda mutluluğu görmemek mümkün değildi. Pekmez kaynatırken, tüm kaygılarının silindiği bir an yaşadığını düşünürdüm. İşte ben de o sabah, annemin yanında, aynı pekmez kazanının başındaydım. Ama içimde başka bir şey vardı. Heyecan, belki de biraz hayal kırıklığı… Geleceğe dair umutlarımın bu mutfakta çözülüp gitmesi gibi hissediyordum.
“Daha sabırlı olmalısın,” dedi annem, “Pekmezin özü gibi, sen de sabırlı ol, sonra her şey tatlı olur.”
Pekmezle Duyguların Karışması
Pekmez kaynadıkça, mutfağı saran o yoğun, tatlı, karamelimsi kokular beni bir başka boyuta taşıdı. Gözlerimi kapadım ve derin bir nefes aldım. O an, annemin yanı başımda olduğunu hissederken, bir yandan da zihnimde bir başka gerçeklik vardı: Geçmişin yankıları, şu anki yalnızlık hissim ve geleceğe dair belirsizlik. Her şey birbirine karıştı. O kadar derin bir duygusal karmaşa içindeydim ki, annemin bana seslenişi bile fazla uzakta gibi geliyordu.
Fakat pekmez kaynarken, insanın içindeki karamsarlık yavaşça yok oluyordu. Annemin sesi, o kadar güven vericiydi ki; “Hadi, bir çay içelim,” dedi, ama ben sadece gözlerime bakarak o anı hissettim. Pekmezin tatlılığı, bana hayatın acılarını unutturuyor gibiydi. Sanki o an kaynayan pekmez sadece mutfağımızın değil, kalbimin de kaynadığını hissediyordum.
Bir Arada Pekmez Yapmak: Duygusal Bir Bağ
Pekmezi kaynatırken, içeride o kadar çok düşünce dönüp duruyordu ki, aslında hiç farkında olmadan annemle aramızda bir bağ kurulduğunu fark ettim. Pekmez, bizleri birleştiren bir simgeye dönüşmüştü. O eski günlerde, akşamları annemle birlikte bu mutfakta, pekmezin pişmesini beklerken, içimizdeki kırıklıkları, dertleri unutuyorduk. Ama bir yandan da başka bir şey doğuyordu: umut.
Çünkü pekmez, sabırlı bir şekilde kaynayan her damlasında, geleceğe dair umutları barındırıyordu. O yoğun tat, hayatın tuhaf karmaşasında tatlı bir mola gibiydi. Geçmişin kırgınlıkları, içimdeki acı, tek bir damla pekmezle silinip gidiyordu. Birlikte geçirdiğimiz zaman, birbirimize olan bağımızı güçlendiriyordu.
Pekmezle Yaşanan Anılar
Çocukken, annemle pekmez kaynatmak çok daha farklıydı. O zamanlar, sadece tatlı bir şeyin varlığına duyduğum sevgiyle, her kaynayan damlada heyecanlanırdım. Şimdi ise pekmez, hayatın zorluklarını ve duygusal yükleri hafifletmek için kullandığım bir araç haline gelmişti. Ne de olsa, Kayseri’de pekmez bir gelenekti, bir kültürdü. Ama benim için o gelenek, annemle birlikte geçirilen zamanın, birlikte yaşadığım duygusal dönüşümün bir parçasıydı.
Annemle geçirdiğimiz zamanın kıymetini, o pekmezin kokusu odada yayıldıkça daha çok anlıyordum. Hayat her an yenilik ve değişimle dolu olabilir ama sabırla kaynatılan bir pekmez kadar sabırlı olmak, belki de bu hayatta en çok ihtiyaç duyduğumuz şeydi.
Sonuçta Pekmez Nedir?
Sonuçta pekmez, bir yiyecekten fazlasıdır. Pekmez, sabır, umut, kırgınlık ve sevgi arasında bir köprüdür. Bütün bu duyguların bir arada var olabileceği bir anıdır. Kayseri’deki mutfakta annemle geçirdiğim o sabahın sonunda, bir çay içtik ve pekmezle tatlandırılmış o çayın her yudumu, bana hayatın başka bir yönünü gösterdi: Sabırla beklenen her şey, eninde sonunda tatlı olur.
Günler geçtikçe, pekmezin o içimi tatlı ve yoğun etkisi, bana hayatta yalnızca sabırlı olmanın yeterli olmadığını ama sabırla her şeyin mümkün olduğunu hatırlatıyordu. Pekmezde neler yapılır? Pekmezde her şey yapılır, yeter ki sabırla, duygularımızı içine karıştırarak o potanın içinde kaynatalım.