Bakire Kızdan Nasıl Kan Gelir? Çocukluk Efsanelerinin Peşinden
Hepimizin bir dönem kafasında bir soru dönüp durmuş olmalı: “Bakire kızdan nasıl kan gelir?” Hani o masum, saf bakışlarıyla etrafı aydınlatan kızlar vardır ya, onlar da bir gün büyür, aşkın karmaşasına dalar ve bir gün bir “ilk” yaşarlar. Ama mesele şu ki; halk arasında dönen o korkutucu ve merak uyandırıcı efsaneler bir hayli karışıktır.
Bakirelik Nedir, Neyin Nesi?
Önce şöyle bir giriş yapalım: Bakirelik, aslında bir kızın hayatındaki o özel, “ilk” anı temsil eder. Yani, o “ilk” cinsel deneyimi. Ancak burada dikkat edilmesi gereken, bunun sadece bir beden olayı olmadığıdır. Gelişen toplumda, kadınlar ve erkekler arasında cinsel sağlık ve kimlik konusunda farkındalık arttıkça, bakirelik olgusu da değişti. Tabii ki bazen eski efsaneler hala kafaları karıştırıyor!
Küçüklüğümüzde annemiz, “Bakire kızlardan kan gelir” diye bir şey söylemişti. Ne kadar masumca ama bir o kadar da garip bir açıklamadır bu! Ama işin içine girmeye başladıkça, her şeyin bir biyoloji ve anatomiden ibaret olduğunu fark ettim.
Kanın Gerçek Kaynağı: Bekaretin Anatomik Açıklaması
Bir zamanlar “bakirelik” deyince kanın pat diye çıkacağına inanılırdı. Biraz gerçekçi olalım: Bakire kızdan nasıl kan gelir sorusu, bilimsel açıdan bakıldığında, her zaman doğru cevapla netleşmez. Gerçekten de her bakireliğin ilk gece kanaması olmayabilir. Çünkü bu durum, vajinanın yapısına, hymenin esnekliğine ve birçok biyolojik faktöre bağlıdır. Evet, “hymen” denilen zar, bazen birkaç kez ilişkiye girilse bile hiç yırtılmayabilir.
O zaman, bizim küçüklükten beri kafamızda oluşan kanlı sahneler neden var? İşte burada işin ilginç yanı devreye giriyor. Bu, kültürümüzde pek çok kişinin tabusunu kırmaya çalışan bir toplumsal algıdır. Yani bazı insanlar, kadınların saflığını kanla ilişkilendiriyor. Çoğu zaman, halk arasında yanlış anlaşılmalara yol açıyor, ama bilimsel açıdan bakınca mesele çok daha basit.
“İlk Gece” Hikâyelerinin Sırrı: Gerçek Mi, Yalan Mı?
Bir zamanlar, bir arkadaşımın da “ilk gecesi” üzerine garip bir sohbeti olmuştu. Genç bir kız arkadaşım, bakireliğinin kaybolacağına dair büyük bir kaygı içindeydi. Aslında, durum hiç de korkutulacak bir şey değildi. Kendisine şunu söyledim:
“Bence senin yerinde olsam, bir kez daha düşünürdüm. Bu kadar endişelenmene gerek yok.”
Çünkü, fark ettiğim bir şey vardı: İnsanlar kendi bakireliklerini, toplumsal bir yük gibi taşır hale gelmişlerdi. Bu yüzden de bazen yanlış anlaşılmalar, hatalı inançlar devreye giriyor. Ve tabii ki bazen de bu, eğlenceli hikâyelere dönüşebiliyordu.
Diyalog:
Arkadaşım: “Ya, ilk gece kanama olmasa ne yapacağım?”
Ben: “O zaman belki ‘Bakirelik Müzesi’ açılırız. Herkes gelir, bakar, okur, öğrenir!”
Arkadaşım: “Hıh, hem eğlenceli hem öğretici!”
Bakirelik Efsanesi: Bir Arka Sokak Siyaseti
Bana sorarsanız, en büyük problem bakirelik etrafında oluşturulan bu sığ anlatılar. Toplumun bu konuda takıntılı olması, günümüzde çok daha büyük meselelerin göz ardı edilmesine neden oluyor. Toplum, kadının ilk gece kanaması üzerinden öyle garip analizler yapıyor ki, bu her zaman en gerçekçi ve doğal olan olguyu gizliyor.
Örnek: “Bakire kızlardan nasıl kan gelir?” sorusu belki de sormamız gereken daha derin sorulara kapı açmalı. Kadınların bedenlerini ve cinselliklerini anlamak için bilimsel bir çerçeveye oturtulmuş bilgiyi kabul etmek, daha doğru olurdu.
Sonuç: Her şey Normal
Sonuç olarak, bakirelik ve kan konusundaki efsaneler, 21. yüzyılda aşılması gereken bir mitoloji olarak kalmalı. Gerçek şu ki: Her birey kendi bedenini tanımalı, cinselliği ve duygusal ilişkilerini özgürce yaşayabilmeli. Kimseyi, kimsenin hikâyesine göre yargılamamak gerekir. Hepimiz bazen masallara inandırılmaya çalışıldık, ama en sonunda her şeyin “normal” olduğunu kabul etmek gerekir.
Kapanış Diyaloğu:
Ben: “Bak, şunları söylemeden geçemem: Kanama olmayabilir, her şey normal!”
Arkadaşım: “Ben sana inandım, ama senin şüpheci bakışların beni korkutuyor!”
Yani, bakirelik ve kan meselesi… Gerçekten sadece bir kültürel ve biyolojik mesele. Ama eğlenceli bir sohbet konusu olmaktan da asla vazgeçmiyor!