Avessa Hangi Ülkenin?
Bir akşam, Kayseri’nin soğuk rüzgarları yüzüme vururken, bir soru kafamı karıştırıyordu: Avessa hangi ülkenin?
Bu soru, bir zamanlar bana verilen basit bir bilgi gibi görünüyordu. Ama zamanla, bu soru beni her şeyden daha çok düşündürmeye başladı. Ne zaman birisi bana “Avessa hangi ülkenin?” diye soruyorsa, sanki bir parçam kayboluyordu. Ve o an, cevapsız kalmak, anlamadığımı itiraf etmek beni her defasında daha da huzursuz ediyordu.
Avessa’nın Gizemi
Birçok insan için bu sadece bir coğrafi bilgi olabilir. Ama benim için, Avessa sormak demek, kendi kimliğimi sorgulamak demekti. “Avessa” kelimesi her zaman kulağımda yankı yapıyordu, ama bir türlü cevabını bulamıyordum.
İçinde kaybolduğum bu sorunun yanıtını bulmak, bir zamanlar en derin korkularımı anlamaya başlamam gibi bir şeydi. Her şey bir yaz günü, şehirdeki o sıkıcı öğleden sonralarda başladı. Parkta yürürken, kulağımda çalan müzikle dünyadan soyutlanmıştım. O an, eski bir arkadaşım aradı. O arkadaş, hayatımın her döneminde olduğu gibi her şeyi neşeli ve pozitif bir bakış açısıyla anlatırdı.
“Avessa hangi ülkenin?” diye sordu.
Başta, bu kadar basit bir sorunun beni bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmedim. Ama bana göre, bazı sorular insanın içine işler. O an bu soruyu daha önce hiç düşünmemiştim. “Avessa” neyin nesiydi? Hangi dildeydi? Hangi kültürdeydi? Bir ülkenin adı mı, yoksa bir insanın kimliği miydi?
Beni Saran Hayal Kırıklığı
O an, parkta yürürken içimde bir boşluk hissettim. Şehirdeki gürültü, trafiğin ve kalabalığın karmaşası birdenbire silindi. İçimden bir ses, “Bunu bilmelisin, Kayseri’den biliyorsun,” diye fısıldadı. Ama bir şekilde, o an bir türlü Avessa’yı çözemedim. Bu bir hayal kırıklığıydı. Belki de sadece bir şeyin anlamını bilmemek değil, kendi kimliğimi de o kadar sağlam bir şekilde bilememekti beni zorlayan.
Oysa her zaman kendimi bilen, duygularımı net bir şekilde ifade eden biriydim. Ama bu soru, o kadar basitti ki, beni derinden sarsmıştı. Her şeyin cevabını bilmeye alışmışken, bir şeye dair “ne?” ya da “neresi?” sorusunun cevapsız kalması içimi yaktı.
Bir Umut Işığı: Arayış
Sonra bir gün, sabahın erken saatlerinde kaybolmuş bir şekilde internette araştırma yapıyordum. “Avessa” kelimesinin kökenlerine inmek istedim. Avessa’nın aslında bir ülkenin adı olmadığına karar verdim. Bazen dilin içindeki kelimeler, biz fark etmesek de, başka bir anlam taşırmış. Avessa, aslında bir yerlere ait olmayı, bir kimlik arayışını simgeliyordu. Bir tür arayış. Yabancı bir yerin adı değil, belki de en çok ihtiyacımız olan şeyi bulmaya çalıştığımızın bir göstergesiydi: Aidiyet.
Bu keşif bana bir umut ışığı sundu. Avessa’nın neresi olduğunu bilmemek, aslında keşfetmeye değer çok şey olduğunu gösteriyordu. Ve belki de her şeyin cevabını aramak değil, yolculuğu sevmek gerekiyordu.
Sonuç: Kimlik Arayışında Bir Yansıma
Kayseri’deki o soğuk akşamı, Avessa’nın peşinden sürüklendim. Her şey bir anda kafamda yerine oturdu: Bazen cevapsız kalan sorular, bize kendi yolumuzu bulma fırsatını verir. O soruyu sormak, kim olduğumuzu anlamak için bir araç haline gelir. Kimlik, yalnızca yanıtlarla değil, yolculukla şekillenir.
Artık Avessa hangi ülkenin diye sormak yerine, ben ona şunu soruyorum: “Senin ardındaki anlam ne?” Çünkü her soru, yalnızca bir cevaptan daha fazlasını barındırıyor.